Thursday, March 22, 2007

istanbul'a 13 saat kala...

istanbul'da 25 gün kalıp, son 4 ayın yarısını İstanbulda geçirmiş olup yurtdışında okumaya yeni bir bakış açısı getirmeyi planlıyorum. Hadi bakalım Landvetter'e hareketlenicem birazdan...

NP:therapy? - nobody here but us

Wednesday, March 07, 2007

Wikiality:Gerçek Kaç Para?

Wikiality: Gerçek Kaç Para? - Levent Tüter

"Wikiality" Stephen Colbert'in geçen sene kendi haber programında ortaya attığı bir terim. Kullanım yoğunluğu, referanslar oldukça fazla olsa da "Wikiality", henüz sözlüklere girmedi, fakat Amerika'da şimdiden bazı dil bilimcilerce sözlüklere taşınması düşünülüyor. Ne olduğunu tahmin etmek zor değil; Wikipedia (vikipedi) ve Reality (gerçeklik) kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor.

Bu haftaki yazım bir konu üzerindeki bireysel düşüncelerin yoğunlaştığı bir makale olmaktan ziyade, daha çok örnekler ve kaynaklardan bir şeyler sunarak bilgi ve farklı bir bakış açısı sunmaya çalışan bir yazı olacak bu. Zira kelimenin asıl kahramanı Wikipedia Türkiye'de de oldukça sık başvurulan bir kaynak, fakat hiç Colbert'in yaptığı yorumlara benzer ciddi ve geniş kitleli bir tartışma görmedim Türkiye'de. Belki bir şekilde bir şeyleri tetiklerim bu yazıyla.

Kelimeyi ilk kez kullandığında şu sözleri kullanmıştı Colbert; "Yeterinca insanın üzerinde uzlaştığı bir şeyin gerçek (doğru bilgi) olduğu gerçeklik/evren" [1]. Gerçekten de bu şekilde kurulan bir gerçeklik veri bankası işlevsel olabilir mi? Colbert durumla, Amerika'nın dış politikasına da gönderme yaparak, şu şekilde dalga geçmişti; “Kavramlara demokrasi getiriyoruz; tanımlar bizi özgür kılıcılar olarak karşılayacak!"[2].

Öyle bir zamandayız ki en büyük referans kaynağımz Wikipedia; bir araştırma yaparken, bir ödevde, yada genel kültür bilgilerinde…vazgeçilmez gibi görünüyor. Ne yalan söyleyeyim Firefox tarayacısının hızlı arama kısmına sadece Wikipedia'yı değil bir de Wiktionary'nin bir kaç farklı dildeki arama motorunu yükledim. Fakat sorun işlevsellikten ziyade bilgiye sahip olmanın/onu tanımlamanın etiğinde bitiyor. Ne kadar etik felsefeye giriyor da olsak; "Doğru bilgi nedir?" gibi önemli ve eski bir felsefe sorusu da sorulabilir olsa da burada başka bir şeyler var. Çünkü çok güçlü, ve ulaşılabilirliği saniyenin altında olan bir referans kaynağının bu şekilde çalışmasının neler doğuracağı çok açık. Daha da kötüsü şimdiden doğurması...

Microsoft Wikipedia üzerinde kendi şirket başlığı ve ürünlerinin sayfalarında düzeltme yapacaklardan oluşan bi grup kurup para vereceğini duyurdu. Bunun zaten başka firmalar, başka ürünler için yapılmadığını kanıtlamak imkansız, yapılmadığına inanmak da bir o kadar imkansız ayrıca. Bu durum gerçekliği bir mülk halina getiriyor. Açıkçası durum gerçekten de bu. Bunu en açık şekilde kanıtlayıp ortaya koyacak şeyi Colbert canlı yayında yaptı;
"Gerçeklik bir Mülk oldu. Bunu gerçeklik başlığına tanım olarak ilk yazacak kişiye 5$ vereceğim. ...ve birisi gelir de "hayır, ama gerçeklik değil bu" derse, ona "git, wikipedia'dan bak" diyeceğim". Son cümle ne kadar tanıdık değil mi; eskiden birisiyle iddialaşınca sözlüğe, ansiklopedilere bakardık... Doğal olarak, değişen zaman ve değişen medya ortamları kaynakların sunduğu bilgi türlerini de değiştiriyor, en temelde bilginin hazırlanışını değiştirdiği gibi. Yeterince insan toplarsanız sizin gibi düşünen (ya da en azından sözünüzü dinleyen), tüm dünyanın referans olarak baktığı kaynaktaki bilgiyi görmek istediğiniz hale getirebilirsiniz. Merak ettiyseniz işte "Gerçeklik" sayfasında tanım olarak "Gerçeklik bir mülke dönüştü." yazarken;

Sadece tüketici alışkanlıklarını, veya marka itibarını değiştirmek yönünde değil maalesef Wikipedia'nın etkileri. Bir haber; Amerika'da bazı hakimler kararlarını verirken kaynak olarak wikipedia'yı kullanıyorlar. İLGİLİ LİNK >>

Asıl bu alanda yapılabilecek bir değişikliğin sonuçlarını bir düşünün...

Pasif çalışan bir Büyük Abi olma ihtimali korkutucu bu sitenin.

Perşembe günü yayınlanan şovunda, konudan bağımsız bir şekilde söylediklerini Wikipedia "ağzından" dinlemek oldukça mümkün;

Amerika, benim düşündüğüm gibi mi düşünüyorsunuz? Yakında düşüneceksiniz. [America, are you thinking what I'm thinking? Soon you will be!]

Bu arada her ne kadar şovunu yayınlayan kanal Comedy Central olsa da oldukça saygı gören bir figür Stephen Colbert. Ortaya attığı "truthiness" kelimesi sözlüklere girmekle kalmadı; 2005'de Amerikalı Diyalekt Sosyetesi'nce yılın kelimesi seçilirken de 2006'da büyük sözlükçüler Miriam-Webster'ca yılın kelimesi seçildi. 2006'nın son günlerinde Beyaz Saray Basın temsilcilerinin yemeğinde -ki kabine üyeleri, Başkan Bush ve eşi de bulunuyordu bu yemekte- ana konuşmacı olarak bulundu ve çoklarınca çok sert ve aşırı olarak nitelendirilen bir konuşma yaparak Cumhuriyetçileri ve özellikle 2 metre ötesinde duran Bush'u yerden yere vurdu. Bu konuşma şu anda "iTunes Audiobook Store"da birinci sırada bulunuyor satışlarda.

Torrentspy'dan ya da youTube'dan bu konuşmayı kolayca video olarak izleyip Bush'un sinirden yaptığı mimiklere bakarak eğlenebilirsiniz.(anahtar kelimeler: correspondents dinner colbert) Ufak bir kısmının bir elemanca editlenmiş ve araya sürekli konuşmada da laf sokulan "liberal görünümlü cumhuriyetçi medyaya" ayar vermiş konuşmalarının eklendiği bir videoyu burada bulabilirsiniz; http://www.youtube.com/watch?v=wRn_nzfYtz8


Dipnotlar:

1. ”A reality where, if enough people agree with a notion, it becomes the truth."
2. Definitions will greet us as liberators.
http://www.nofactzone.net/


NP: Remy Zero - Save Me

Friday, March 02, 2007

Türklerin Kültürel Kardeşleri Kurtlar Vadisi Yolunda

Son zamanlarda Türkiye'de televizyonculukla ilgili önemli şeyler oluyor. Kurtlar Vadisi'nin yeni sezonu başlamadan önce oldukça büyük tartışmalar beklentiler vardı. Türkiye'nin yakın tarihi ile ilgili herkesin açık yara olarak görebileceği, bilgi edinmenin pek kolay olmadığı, çok farklı düşüncelerin olduğu bir konuya değinen bu dizinin ilk bölümü sonrasında yayından kaldırılması da internet'te binlerce kişi tarafından tartışıldı; gerek forumlarda, gerek haber sitelerindeki yorumlarda, hatta en şiddetlisi de herhalde Ek$i Sözlük'te oldu herhalde bu tartışmaların.


Benim kişisel görüşüm bu dizinin devam etmemesi yönünde. Fakat bunu derken, düşünce özgürlüğü, sansüre karşı olmak gibi etkenler yok kafamı karıştıran. Bu güzel düşünceleri umursamamamı sağlayan salt vatan sevgisi. Bildiğim şey Türklere en çok benzeyen toplumun 5–6 yıldır, değindiği konular açısından Kurtlar Vadisi'ne benzese de uçlara gitme konusunda diziyi epeyce geçen bir yapım izlediği ve bunun sonucunun da kanımca çok feci olması. Serdar Turgut, "Türkler anlaşılamaz, haklarında akademik bir şekilde araştırma yaparak davranış biçimleri yorumlanamaz" diyor ve hatta İlber Ortaylı'nın dediğine katıldığını söylüyor; "Türkler neyse odur". Konuyu tekrar televizyona getirmeden önce bir kaç satır bir şey demek istiyorum;

Türkler neyse odur... Buna, ben de katılıyorum. Hayır, katılmasam pozitif bilimlerin sonu gelecek ve tüm dünyanın yüzlerce yıllardır kullandığı formüllere, mantık yürütmelere elveda demek zorunda kalacağız. Elim mahkûm bir kere. Türklerin, "neyse" o olmaları oldukça kültürel kaynaklı bir tespit. Tabi tek sorun o tırnak içindeki kısmı kimsenin bilmemesi. Bir teoriye göre asla bilinemez. Başka bir teori ise bilindiği anda bu şeyin kendini daha da mantık dışı bir şeyle değiştireceği ve bunun her bilinme anında tekrarlanacağını söyler. Ben ise, bu koşullarda bir şey bildiğimi iddia etmeden tırnaklı kısmın ne olduğuna dair, dünya toplumlarına bakıp bize en çok benzeyen ülke vatandaşlarının davranış hareketlerinden en azından güncel bir kültürel açıklama yapıp, bazı davranışlara anlam verebileceğimizi düşünüyorum. İşte bu noktada Kurtlar Vadisi'nin yayından kalkmasının bir vaka-i hayriye olarak yorumlanabileceği düşüncesi doğuyor.

Bence bizim en büyük kültürel kardeşlerimiz Amerikalılardır! Dünyanın en çok televizyon izleyen memleketiyiz ve tek rakibimiz bu insanlar. Yemek alışkanlıklarımız oldukça benzer. İnsanlarımızın zekâ derecesi aynı seviyede üst derecede (bakınız iki ülkenin son 2 3 seçimdeki seçim sonuçları). Ekonomi desek reklâmcılık ve pazarlama konusunda modelleri karşılaştırılınca tutacak tek ülke çiftiyiz. Bir de Cola Turka'mız var elbette. Sergen nasıldı ama dün akşam?

Amerika'da Jack Bauer isimli ajanın 24 saat yemeden içmeden ve hatta ihtiyaç gidermeden yaptığı vatanseverlik mücadelesini anlatan dizi 6 yıldır yayında. Bu dizinin ülke politik tarihine referandum değerinde katkıları bulunuyor; Cumhuriyetçiler ordunun gerekli anlarda bilgi edinmek için işkence yapmasına halkın onay verdiğini bu dizinin izlenme oranı yüksekliği/Jack'in "damn it we don't have no time, speak or I'll cut your eye off"* cümlelerinin oranına dayanarak söylediler. Açıkçası referandum yapılsa gerçekten de bu yönde sonuç çıkacağına da inanıyorum. Dizinin öyle bir gücü var ki insanları gerçekten bir şeyler yapmazlar, orduya daha fazla önem vermezler, sivil haklarını azaltmazlarsa; eski başkanlarının vurulabileceğine, kafalarına bir kaç kez atom bombası düşeceğine, şehir merkezlerinde sinir gazı salınacağına inandırabiliyor.
(*laaaan! Vaktim yok, konuş yoksa gözüne dışardan bakarsın)

Şimdi gelin hatırlayalım; Çakır isimli karakter vefat edince (ruhuna Fatiha) ne olmuştu? Ertesi gün helva götüren eşe dosta, gazeteye ilan veren binlerce kişi yok muydu? İki dizinin de etki gücü, iki benzer halkta da bu kadar yakın işte.

Kurtlar Vadisi bir atom bombasıdır. Bu derece halkı etkileme gücüne sahip bir dizi kötü güçlerin eline geçerse olacakları düşünemiyorum. 24 4.Gün'de teröristler Türk çıkınca ABD'deki Türkler haklı olarak endişeye kapılmıştı. Düşünsenize Türk versiyonu dizide belli azınlıklardan bir kaç karakterin kötü adam yapılmasına; azınlığı geçtim belli bir tip veya imaj sahibi bir kişinin kötü adam gibi görüldüğünü düşünelim… Nuri Alçolar, Erol Taşlar az çekmedi bu toplumda.

O yüzden şimdilik bence Ahmet Çakar'ın sunacağı yeni yarışmayı beklemek en hayırlı olay olacaktır. Patlamış mısır yer, kola içer, bizi en çok seven partiye oyumuzu veririz; zira neysek O'yuz.



NP: therapy? - me vs you