Tuesday, July 31, 2007

insanlar güzeller...

Şimdiye kadar bi kaç yerde çalışıp maaşla para kazanmışlığım var, "freelance" olarak da iyi para kazandım sayılır. Ama açıkçası yıllarca okuyup, eğitim aldığım ve kariyerimi kuracağımı umduğum zeminde çalıştığım işten hesabıma yatan ilk maaş kadar hiç biri anlamlı değil. Gerçekten de süper.

Bir de bu olayı paylaşmamdan sonra, içtenlikle, sadece benim için mutlu olduğunu bildiğim insanların tebriği, hatta hiç tanımadığım insanların tebriği durumu oldukça romantik yapıyor. Açıkçası, duygulandım.

Saolun :)

NP: the gathering - amity

Monday, July 30, 2007

Prag & the Gathering | Episode IV: Gidiş

Perşembe günü işten erken çıktım. Masamı da karışık bıraktım ki bilmeyenler Cuma da çalışıyorum sansın (pictured) Otobüsle eve uğramadan direk tren istasyonuna gittim Reutlingen'imizin. Tübingen'den gelen trene atlayıp Stuttgart'a oradan da Salzburg'a giden lüks trene (39€!) atlayıp Münih'e gittim. İstasyona vardığımda saat 18.45 olmuştu bile. Saat 19da konuştuğumuz gibi Dorotee ile buluştum;O, çek sevgilisi ve başka bir Çek çocuk yola çıktık. Kırmızı güzel bir Audi ile düştüğümüz yollarda benim için Allianz Arena'yı -gündüz de olsa- görmek gibi bir "+" oluştu.


Yollar süre dursun, müzik eşliğinde geçen yolculuğumuz arabadakilerden sadece benim beklediğim bir şekilde otoban sınırında renklendi. Zira pasaportunu gösteren arabalar takır takır geçerken (bu arada o kadar yalan bi kontrol vardı ki, arka koltukta eğilseydim hiç bişi olmazdı) bize bu Türk Pasaprtlu kim dediler sonra da "Siz bi sağa çekin" dediler. Gittik Dorotee ile ikimiz. Vizem olmadığı için, beni almicaklarını açıkladılar. Jedi Mind Trick tekniklerim sökmedi zira ne İngilizce ne de Fransızca konuşabiliyolardı düzgün bir şekilde. Biraz uğraşı sonrası bana transit vize verebileceklerini söylediler. Ama bu durumda Çek Cumhuriyeti'nden Almanya'ya dönersem tutuklanacağımı söylediler. Peki dedim, hangi Şengen ükesine sınırınız var başka? Avusturya var güneyde sadece dediler. Peki deyip, basın transit vizeyi anasını satayım dedim! Bastılar. Prag'a doğru Pilsen şehri üzerinden yola devam ederken, ben içimden "Ulan gene ne bok yedin eşek herif" diye düşünmekteydim. Neyse en sonunda sallamaz tavır kazandı, keyfime bakayım ben şimdilik dedim. Gece 11'de Prag şehrinin metrosal ve modern kısmının meydansal merkezi sayılan Mustek'te Cihan'la buluştuk. Otele gidip çantamı braktıktan sonra dolaşmak gezmek ve içmek için tekrar şehre indik.

Gece karanlığındaki muhteşem aydınlatılmış şehir gerçekten büyüleyiciydi... Yemişim vizesini iyi ki gelmişim dedim :)
PS: Episode IV evet, alla alla...

NP:the gathering - Probably built in the fifties

Insanmis!!

From Prag & the Ga...

Thursday, July 26, 2007

Illegal Isler: Prag Yolu


Evet! Prag'a gitme planim var. Gayet guncel ve de somut. Tek sorun Cek Cumhuriyeti'nin Schengen Uyesi olmamasi. Benim de vizem olmamasi. Bu yuzden kafadan ucakla giris ihtimalini listeden cikardim. Baska yollar aramaya basladim.

Bu yollara, buldugum cozume, ve bu geceyi sinir karakolunda gecirme ihtimalime gecmeden once hemen soyleyeyim; the gathering'in kendileri kadar unlu, efsane vokalisti Anneke ile beraber verecegi son iki konserden biri olan göseriyi izlemeye gidiyorum. H2000'e geldikleri zaman yaptigim, konsere gitmeme hiyarliginin cezasini Prag'da, sadece bu konser kosner icin oraya Istanbul'dan gelen, yakin arkadasim Deniz'le takilarak cekecegim. Fena degil aslinda :) . Patronum da bu hafta uzerinde calistigim projeyi aslanlar gibi dun bitirme basarisini, bugun de sorunsuz demosunu sunma kralligini yaptigim icin bir gunluk yokluguma bir sey demiyor. E, benim gibi eleman bulmus, ne diyecek? Di mi :)

Bugun isten 14 sularinda cikip 3gibi trene binip Münih'e hareket ediyorum. Oradan da Dorotee isimli bir hatun ve erkek arkadasi ile arabaya atlayip (Mitfahren!!) Prag yoluna koyuluyoruz! Sinirda pasaport kontrolunde, beni taniyanlarin yakindan bildigi Jedi Mind Trick kabiliyetimi kullanacagimi ve aradiginiz robotlar bunlar degil deyip konsere ulasacagimi umuyorum. [Eger patlarsa, yolun ters tarafinda, Almanya siniri icinde en yakin tren istasyonuna dogru otostop cekiyor olacagim gecenin bir saati. Cok fantastik :)

Ama uzulmeyin, giremessem basimi one egip evime donmuyorum! Cuma sabahi Munih'teki konsolosluga gidip bir gun icinde vize almaya calisacagim (normal sure bir hafta), Allah'in izniyle de basarip konsere gidecegim!

Gene mi olmadi! Careler tukenmez! Trene atlayip, Berlin'e gidecegim ve Bogazicindne arkadasim Seda Hanim ile Berlin gecelerine akacagim! Oh yeah!

[Tabi gonul ister ki Prag'da olalim, the gathering izleyelim...]

Yine bir Toronto fotografi

Tamam Kanada'yla hic bir alakam yok ama google readerda uye oldugum photobloglardan birinde super bi Kanadali fotografci var. Bu da bugunku blog girdisinden bir resim iste...

Buyrun;

Wednesday, July 25, 2007

Secim Meselesi: Ciddi Bir Yazi

Öncelikle iki seyi acikliga kavusturayim; Birincisi, bu gercekten ciddi bir yazi ve sarkastik yaklasmiyorum konuya, yazinin sonuna kadar gelip, sakayi uzun tuttugumu dusunmeyesiniz. Ikincisi de, bu yazizi okuyan arkadaslarim, beni taniyan kisilar bana kizacaklar, hic bir seyden anlamadigimi iddia edecekler. Tanimayanlar, gizli seriatci, saf, satilmis, hatta Amerikan ajani bile diyebilirler.
Neden peki bu kadar tepki alacagimi dusunuyorum? Cevabi basit, etrafimdaki herkezden daha farkli bakiyorum su anda Adalet ve Kalkinma Partisi'ne. Secimlerin sonucunu da etrafimdakilerden cok farkli degerlendiriyorum.

Recep Tayyip Erdogan'in AK Partisi gercekten de 60 yildir yapilamayani yapti, Özal'in bile gelemedigi bir noktaya geldi oy oraninda. Bunu nasil yaptigiysa ap acik ortada. Bunda ne bazilarinin dedigi gibi Halk'in satilmis olmasi(!) ne Turkiye'nin %47sinin seriat istemesi söz konusu. Türkiye'de zaten halkin %47lik bir kisminin seriat, din odakli bir devlet istedigini iddia eden, kusra bakmayin ama, biraz fazla paranoyaktir. AKP'nin bu secimde Taksim'e cami yapacagiz dedigini duyan oldu mu? Peki, Turkiye'de seriat isteyen yok mu? Tabi ki var, ama onlar Turban konusunda somut adim atmamis, Imam Hatiplere ÖSS ile ilgili kiyak yapmamis partiye degil su partiye oy veriyorlar, ve gordugunuz gibi sayilari da pek oynamiyor (resimde sayilarini da gorebilirsiniz- resim NTVMSNBC'ye aittir);

Imam Hatipler ile ilgili bir cok elestiri gelecegini tahmin ediyorum yukaridaki cumleden sonra, fakat izin verin neden bu goruse sahip oldugumu aciklayayim önce. Imam Hatip Liselerine kayit olan ögrenci sayisinda buyuk bir degisiklik var mi? Turkiye'de yuksek puan alan ogrenciler, iyi üniversitelere kapagi atan ögrenciler hala cogunlukla Anadolu Liseleri, Fen Liseleri ve Kolejlerden cikmiyor mu? Veliler salak degil. Eger cocuklarinin Türkiye'de "hayatin en önemli olayi" olmus üniversite sinavinda onde olacaklarini bilseler cocuklarini bu okullara yazdirmaktan cekince duymazlar.
Devam edelim… Türkiye oyunu verirken iki senaryo vardi önlerinde; AKP iktidarda kalir ve -popülist olmayan, oldukca liberal- ekonomik politikalarini tek parti iktidari olmanin verdigi rahatlikla uygulamaya devam eder, buyume hizlanarak artar, stabilite endeksleri yuksek degerlerini korur, yeni uygulamalarla kalici olarak elde gelmesi saglanmis yabanci kaynakli yatrimlar -sadece borsa hareketleri degil, buyuk satin almalar- devam eder. YA DA! CHP ve MHP koalisyonu kurulur. Ilk sene CHP ve MHP, AKP kadrolasmasini kirip kendi kadrolarini yerlestirmekle ugrasir ama kimin dayisinin, kimin emmioglunun nereye gidecegine karar vermez, cekisirler. Abdullah Ocalan'i asmaya kalkar MHP, AB'ye bir on yil yetecek koz verilmis olur, terör hareketleri cosar. Sadece AKP'nin oldugu icin ekonomi poltikasini kaldirip cöpe atarlar, ve popülist politikalarla 2008-2009 yerel secim yatirimi yapmaya calisirlar! Türk ekonomisi böylece bir 10 yil kaybeder.
Hmm, acaba kime oy verseler.. Hmm.. Cumhuriyet, laiklik elden gidiyormus, CHP kurtaracakmis.. Hahahah. Pardon- Hmmm.
Evet senaryolardan hangisi secildigi ortada. Buyuk toplu konut yatirimlari, surekli kullanmadigi uretim kapasitesi azalan üretici, sosyal sigorta ve saglik hizmetleri duzenlemeleri, mortgage duzenlemesi gibi gelismelerin yarida kalmasini istememesi de halkin baska bir "hmm" mevzusuydu bence.

Tehlikenin Farkinda miyizcilar
Cumhuriyet Gazetesi'nin bu partizan, korku politikasi salan, kutuplastirici reklami ve bunu benimseyen ve propaganda olarak kullanan CHP ile bunu bir moda akimi gibi benimseyip meydanlara akan, gelecek sezonun moda takviminda genis sirt dekolteleri ve zaten giyse de kucuk gogusleri yuzunden kendini mutlu hissedemeyecegi gogus dekolteli bluzlar yerine, manto-modern türban ikilisi görmekten korkan kizlarimiz; Iste butun hepsi; Tehlikenin Farkinda miyizcilar! MSN'de kisisel iletisine "saysana, sayamaz misin" yazan, Facebook'ta kac kisiyiz saysana gruplarina kendini ekleyenler… Hatta secim gunu Ampulu Okla kirdik yazan vardi, sonuclar aciklaninca ne yapti bilmiyorum.
Sonuc olarak AKP kadrolasmasindan, seriat devriminden korktuklari -cidden, inanarak- icin bu insanlar sokaklara dokulup bu terör[korku] gibi olan propagandaya kapildilar. Bence hic de realist olmayan bir gorus…
[AKP kadrolasmasinin hayali oldugunu söylemiyorum, sadece kim yönetimde olursa kadrolasir. Bu, bu kadar basittir. Kadrolasma yapmayacak parti olmadigi icin bunun partiler arasi bir siralamaya katkisi olmaz diyorum. Bu yaziyi okuacak buyuk kitlenin - ve yazan bendenizin- bu kadrolasmadan bir kaymak götüren kimseyi tanimiyor olmasi kimsenin sucu degildir.]

Daha 2 sene evvel, bu reklam yayinlanmadan önce, Turkiye'nin yakin gelecegiyle ilgili gorusum AKP ve CHP gruplarinin iyice kutuplasmasi, 30 sene önceki üniversite olaylari, sokakta karsi gruba saldirmalar, afis asmaya calisirken oldurulen gencler olacagi yonundeydi. Acik söyliyeyim, bu tür reklam kampanyalari da bu gidise ivme katiyordu bence. Sahsi kanaatim bu secim sonuclarinin bu dusuncemi yalanladigi yonunde oldu. Hic haz etmesem de, Ertugrul Özkök'un secimden sonraki gün Hurriyet'in mansetine tasidigi cumle de benim gorusume katildigini gosteriyor; "70 Milyonluk Bir Aileyiz"!

Cumhurbaskanligi Dönemeci, Arinc ve Asker Mudahalesi
Simdi asil sinav bekliyor Recep Tayyip Erdogan'i bence. Cunku bu aileyi bir arada tutmak, ve benim bu secimden aldigim kutuplasmanin olmayacagi yolundaki mesaji pekistirmek icin elinde cok önemli bir firsat var. Sinav ve firsat olarak niteledigim bu konu Cumhurbaskabligi Secimi ve bu sürec boyunca AKP politikasi.
Ilk surecte önerilen Abdullah Gül'den memnun oldugumu arkadaslarim biliyor. Fakat halktan aldigi tepki bence her ne kadar %50'lik AKP oyu alsa da arkasina tekrar canlandirilmamasi gereken bir tepki. Daha dengeli, hukumet ile sorun yasamayacak ama halkin da %80lik kisminin benimsemesi gereken bir kisi olmali yeni aday (kalan %20 zaten ne versek begenmez!). Bunun icin öncelikli olarak bir sekildi Arinc soy isimli mecliste bulunan vatandasin partideki gucunu ve etkisini azaltmasi gerekir Basbakan"in. Takip etmedigim icin bilmiyorum, ama umarim meclise yeni giren AKP milletvekilleri, ve bu dönem mecliste olmayacak su andaki AKP milletvekilleri Arinc'in gucunu azalatacak sekilde secilmistir.
Turkiye ile ilgili haberleri Google Reader'dan okuyorum. Son iki gun icinde gelen haberlerden, herhangi bir X kisisinin soylediklerini aktaran haberlerin yarisindan fazlasinda X kisisi Arinc'ti. Bir insan bu kadar mi negatif, bu kadar mi sorunlu, bu kadar mi yikici olabilir diye dusunuyorum, sonuca ulasmak da zor olmuyor. Partisine, Türkiye siyasi surecine, hic bir getirisi olmayan, sadece sinir yipratan bir kisi.
Askeri mudahelenin (evet bence mudaheledir) sebeplerinden birisi de bence direkt Gül'ün önerilmesi degil, Arinc'in bu kadar aktif belirleyici faktör olmasiydi sürecte. Ne yalan söyleyeyim, bence cok yersiz bir mudahele degildi, ama artik secim yapildi ve gercekten de tüm ipler AKP'nin elinde. Bu sefer dis mudahelelere karsi, Recep Tayyip Erdogan'in gecen seferki gibi sakin ve agirbasli olmasi da anlamli olmaz, bunu ben de kabul etmem.
Sonucta, umuyorum ki Recep Tayyip Erdogan bu surecte makul davranip, yuksek oyun getirebilecegi kibire aldirmadan secimini yapar.

AB & ABD vs Diger Ekonomiler
Avrupa Birligi daha önce Kibris konusunda Türkiye'yi tabirin özüyle arkasindan bicaklamisti. Fransa'da yeni secilen hukumet, Ermenistan'la yakin is birliginde Türkiye'ye karsi ve daha önce AB'de alinmis tam uyelik adayligi kararlarina ragmen hala daha özel üyelik diye diretip, banknotlardaki Türkiye haritalarina carpi atarak ne kadar modern(!!!) bir protestoya da ev sahipligi yapabileceklerini tüm o yapis yapis Fransiz kibiriyle gösteriyor! Su dunyada Fransizlari seven neden yok acaba! Ah 64 yil önce Amerika kurtarmacakti sizi de o zaman gorecektim! Neyse, konudan sapmayalim (Fransa olunca konu hakim olmak zor tabi kendinize).
AB'den bahsettik. Peki ABD? En yakin ittifaklarimizdan biriyde 7 sene önceye kadar bölgede. Hala da öyle olduklarini iddia ediyorlar. Bir tek Ingiltere ve fasist Danimarka'dan destek bulduklari bir kavgada teskere meselesi yuzunden soguyan iliskileri, simdi de Kuzey Irak'taki duruma göz yumup, Irak'ta devlet örgütü kuramama acizliklerinin yarasini Kürtlerle sarmak icin Türkiye'nin olasi harekatina karsi bir de göz dagi vermeye kalkiyor. Teröristlerde bulunan Amerikan kaynakli cephane ve silah konusuna deginmiyorum bile.
Simdi durum boyleyken, Türkiye'nin tek opsiyonu vardir o da AB degip doguya sirtini ceviren bir hukumet bence Türkiye'nin hicbir isine yaramaz. Son dönemde Iran'la yapilan boru anlasmasi, zengin arap ulkelerinin Türkiye yatirimlari, diktigi ve dikecegi gökdelenler… Bence bütün bunlar cok olumlu gelismeler. Türkiye'nin hedefi elbette Bati Medeniyeti'dir. Modernliktir. Fakat, ekonomik olarak diger alternatiflere sahip oldugumuzu göstermemiz, gerektigi zaman dusman bile saydiklari ulkelerle diyaloga girmemiz guclu politika manevralaridir ve acikcasi destekliyorum. CHP icerikli bir hukumetin bunu yapacak "ekipmana" sahip olduguna da inanmiyorum sahsen.

Secim Sonuclarinin Diger Ulkelerce Sahiplenilmesi
Secimin yabanci medyada yer bulma sekli, Islami görüslü parti kazandi, halk bu görüsten yana seklindeydi. Bir de dogal olarak askeri mudahele karsisinda demokratik unsurlarin galip geldigi sevinci hakimdi batili ulkelerde. Demokrasi demisken, artik bu isin ihracatini da yapan Amerika tabi olarak en mutlu ulkelerden biri! Demokrasimize bir zarar gelir de, kendilerinin en kisa zamanda bize de yaninda isgal paketinin ucretsiz geldigi bir demokrasi menusu vermesinden korkuyordum. Neyse ki bir sure erteledik.
Islami dalga yorumuna da Amerika'nin demokrasi kazandi yorumuna sevinmesine benzetebilecek sekilde sevinenler de var; Türk Modeli Arap Islamcilar isimli arap gazetesinin yazisini NTVMSNBC Turkce'ye cevirmis. Adresi; http://www.ntvmsnbc.com/news/415256.asp .
Bu yaziyi yazma motasyonlarimdan biri bu galibiyetin ne Islami gorusle ne de Asker'e demokrasi dersi vermekle ilgisi var. Halkimizin zerre umrunda olmadigina inandigim seyler bunlar (sirasiyla Erbakancilar, ve laikligi kendine ait goren elitist kisim, siz haric).

Özet:
AKP popülist olmayan ekonomi politikalari uygulamis, enflasyonu dusurmus, ekonomik buyume getirmis, sosyal reformlar yapmaya da baslamistir. Onun yerine alternatif olanlarin bunlari yapabilitesi yoktur, ve AKP tek basina iktidar kaldigi vakit ekonominin bu sekilde ilerleyecegi aciktir, zira sisirme istatistikler yoktur, halka yansayan gercekler vardir.
AKP'nin oy orani Türkiye'deki "islamci" kitleyle alakasi yoktur, sadece Basbakan'in dedigi gibi 5 yil öncesine göre durumu daha iyi olanlar kendisine oy vermistir. Bu kadar basittir bu denklem. Korku edebiyati yapmayi propagandalarinin basina cekenler kaybetmistir.


NOT: Turkiye'de olmadigim icin oy vermedim. Verseydim AKP'ye ya da Bagimsizlara vermezdim. LDP belki ama sanirim onlar da gizliden gizliye AKP'yi desteklediler, takip etmedim.
NOT2: Almanca klavyeyle bu kadar Türkce yazabildim, kusra bakmayiniz. (Z ve Y'nin yeri ters oldugundan karismalar olabilir, dekode edebilesiniz diye soyluyorum)
NOT3:Basbakan kelimesini Recep Tayyip Erdogan yazmaya usendigim icin kullandim bol bol.

Tuesday, July 24, 2007

Downtown Toronto Skyline Gece Fotografi

Progralama "frenzy"si arasinda google readerda uye oldugum fotolara bakrken bunu gördüm ve dedim ki paylasmak lazim!

Robotlar Dünyayi Ele Gecirecek; Futbolla!

Dün sans eseri elime gecen bir makale den bir cumle göstermek istiyorum en basta size. Buyrun;


Bu cümleyi okuyup gelecegi hayal edemiyorsaniz, sizde "Allah Allah, ben vermedim, Ahmet vermedi, Merve vermedi, kim verdi bu kadar oyu AKP'ye o zaman" diyen saflardansiniz demektir.

Gelecegin futbol oynayan robotlarindan korkmamamiz icinsimdiki topcu robotlar bakin böyle tasarlandi;

Dusunun simdi 200.00 kisilik stadta butun herkes toplanmis Brezilya - Asimov v3.1 macini izliyor. Macin baslamasinin besinci dakikasinda robotlar planlarini uygulamaya basliyor.

ve iste gercekler;

Monday, July 23, 2007

Türkiye'deki Köşe Yazarları Okurlarına Ne Kadar Yakın?

Reha Muhtar, seçimlerden önce, köşe yazarlarının kimlere oy vereceğini derleyip yorumlarını sunmuştu. Bu listeye seçimlerden sonra bakınca oldukça garip bir resim çıkıyor ortaya. Üstüne bir soru takılıyor insanın kafasına; başlıkta dediğim şey işte: Köşe yazarları halkın neresinde?

Öncelikle tabloya bakalım bir;
Hıncal Uluç: MHP
Serdar Turgut: MHP
İlhan Selçuk: CHP veya MHP
Emre Kongar: CHP
Engin Ardıç: Bağımsız
Ali Bayramoğlu: Bağımsız
Güler Kömürcü: MHP
Şakir Süter: CHP
Bekir Coşkun: CHP
Yılmaz Özdil: CHP
Emin Çölaşan: CHP
Oktay Ekşi: CHP
Ertuğrul Özkök: CHP veya MHP
Mehmet Barlas: Bağımsız
Mehmet Y. Yılmaz: CHP
Yalçın Doğan: CHP
Özdemir İnce: CHP
Yalçın Bayer: CHP
Cüneyt Ülsever: Bağımsız
M. Ali Birand: Bağımsız
Rauf Tamer: DP
Ahmet Hakan: Kararsız
Tufan Türenç: CHP
Nazlı Ilıcak: AK Parti
Behiç Kılıç: MHP
Taha Akyol: MHP
Hasan Cemal: Ak Parti
Güneri Civaoğlu: CHP
Can Dündar: CHP
Perihan Mağden: Bağımsız
Murat Yetkin: CHP
Murat Belge: Bağımsız
Cengiz Çandar: Bağımsız
Hakkı Devrim: CHP
Emre Aköz: Ak Parti
Ergun Babahan: Kararsız
Mehmet Altan: Bağımsız
Asaf Savaş Akat: Bağımsız
Reha Muhtar: CHP
Can Ataklı: Genç Parti
Kürşat Bumin: Bağımsız
Tuncay Özkan: CHP
Fatih Altaylı: CHP veya MHP
Tamer Korkmaz: Ak Parti
Şahin Alpay: Bağımsız



Koskoca Türkiye'nin büyük yazarı dediğimiz adamların %7si ancak halkın yarısıyla benzer görüşte. %93 ise ancak %35lik bi kesimle aynı partiye oy vermiş ama seçmene sorsak yarısına küfreder muhtemelen bu adamların. (Serdar'cığım ne yapmışsın sen ya!)

Hesaplayan Adam
Şimdi toplam tirajı 3 milyon desek bu adamların çizdiği gazetelere. Her gazetede de kafadan 5 - 6 kişiye ulaşıyo desek; yaklaşık 18 milyonluk bi seçmen bu gazeteleri alıyo. E, devir müşteri odaklı hizmet devri; sen bu 18 milyonluk okurunun ancak ufak bi kısmına hitap ediyosan nasıl ayakta durmayı planlıyosun (Ahmet Hakan değil sorunun cevabı)? E bu insanlar o zaman bu gazeteyi hala neden alıyor? Tabak çanak devri de bitti.. Ansiklopedi desen, vikipedi var...
Akla bir ihtimal geliyor;
Arka Sayfa Güzeli!
Hürriyet zamanında devrim yaparak bu köşede bir erkek resmi yayınlamıştı. Serdar Turgut'un çok güzel bi yorumu vardı konuyla ilgili. Sene 1996 iid yanılmıyorsam. Hürriyet arşivini karıştrmak lazım; "tüysüz erkek göğsü" gibib ir başlığı vardı yazının.

Her gazetede bu tarz olmasa da bir güzel hatun resmi var (tehlikenin farkında mıyızcılara da selam ederim). Demek ki bu da çok ayırıcı bir payda değil.
GERCEK!
Akla gelen, gercekci olma ihtimali büyük olan, aciklama su; insanimiz okudugu köse yazarlarina bir yandan da sövüyor. "Bu herif de Xe veriyormus oyunu, o zaman ben Y'ye vereyim" diyor.
Ben bu isi cözdüm hoca!



NP: Machine Head - Blistering

Sunday, July 22, 2007

22 Temmuz 2007 Seçimleri öncesinde Halkın Nabzını Tuttum

Bu blog girdisine başlamadan önce sevgili Büyük Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı tebrik ediyorum, sayemde geldi bu yerlere.

Dediğim gibi, Türkiye'nin geneline hitap eden bu kişisel blogal oluşumda seçimden önce halkın nabzını tutmuştum. Sertleşme zorluğu çeken halkımızın nabzını tutmak çok zor olmadı ama araştırmacı kişiliğim ile elimi gereken her şeyin altına soktum.

Bir çoğunuzun "Nerden Türkiye geneline hitap ettiğini çıkarıyorsun?" dediğini duyar gibiyim. Hemen açıklayayım; siteme gelen çoğu ziyaretçi Google'dan kelime ve resim aratarak geliyor. Ben de bu aramaların tipinden Türkiye geneline hitap ettiğimi, onların arayabileceği her şeye cevap verdiğimi görüyorum. Bakın, en çok benim siteme ulaştıran anahtar kelimeler, kelime grupları şunlar;
1- Lezbiyenler
2- Nah (resim olarak)
3- Seçim listeleri
4- sapık (reim olarak)
5- allah diyen horoz
6- mustafa sandal

Gördüğünüz gibi bir Türk insanın sokakta, çay bahçesinde kullandığı terimlerin geneline hitap ediyorum.

Demokrasi, beni tanıyanların da çok iyi bildiği gibi, en sevdiğim kavramlardan biri (valla). Bu yüzden demokrasiyi siteme de taşıdım halkın nabzını tutmak için.

Siteye eklediğim oylama kutusu ile gerçek demokrasinin nasıl çalışması gerektiğini bir kez daha gösterdiğime inanıyorum. Keşke 22 Temmuz 2007 seçimleri de bu şekilde olsaydı. İki partili sistem diyenleri daha da mantıklı olmaya çağırıyorum!


Sitemdeki bu "sanal seçim"'in de sonucu gerçek sonuçlara olukça yakındı. Sadece bu gerçek bile zaten sitemin Türkiye geneline ne derece hakim olduğunu kanıtlamaya yeter. Ama kanıtlamayacağım.

Bu blog girdisi münasebetiyle Reutlingen AKP Gençlik Kollarındaki tüm kardeşlerime sevgiler yolluyorum, teravih'te görüşürüz diyorum.




NP: Pamela 11-11

Wednesday, July 18, 2007

T-Shirtüm geldi!!

Pazartesi verdiğim sipariş öğlen sıralarında ofise geldi. "Oh yeah" dedim ben de haliyle :) Bu arada renk körü olarak webdeki resimden kahvereni sandığım batik bordo çıktı (sizin için sürpriz olduğunu sanmıyorum) :) Yakışmış mı sizce?


NP:Cake - Never There

Tuesday, July 17, 2007

Yeni bir megadeth röportajindan...

Q:In your personal opinion who is the most underrated thrash band from the 80's and 90's?
Dave Mustaine: megadeth :-)


Sabah sabah yarildim :)

Monday, July 16, 2007

and I miss you...

Yeni T-Shirt Ismarladim!




Samael'in süper bi t-shirtini görüp dayanamadim. Ismarladim, umarim bu hafta ici gelecek :)



Kisasindan Tatil

Persembe ve Cuma normal calisanlarin hepsi bina disinda seminerde olacagi icin sadece 9dan sonra ofise girilebilecek ve 16da da cikilacak. Daha ne isterim :) normalden 3-4 saat kisa iki calisma gunu.

$ukela!

NP:Paradise Lost - Missing

Thursday, July 12, 2007

Yemine Konu Olabilite

Gecen gun otobus duragindayken bu konu geldi aklima; Türk kültüründe cok güzel hatunlarin yeminlere konu olabilmesi durumu. Tabi durup dururken gelmedi; karsi kaldirimda oyle bir hatun gordum ki, cok rahat gunluk yasantimda "Allah x ile bir aksam beraber olmayi nasip etmesin ki..." (X kiz structinin pointeri) seklinde yemin edebilecegimi farkettim. Simdi kizi tarif ederek kendime dayak puani kazandirmak istemiyorum, o yuzden sadece upuzun bacaklari, uzun sar saclari, mukemmel cildi, bebek gibi de yuzu vardi diyecegim.
Neyse ben edilebilecek diger yeminleri dusunurken, kiz yolu gecti aramizdaki ve otobus duragindaki ciyelgeye bakmaya basladi. Ben de cogu erkegin hiisedecegi gerginlikle (aklima Steve'in rahatlamak icin bo Coupling bolumunda islik calmaya calismasi geldi ama iste ayni ruh hali) kizin olmadigi her yerle ilgilneip kizin varligindna habersizmis gibi davranmaya kasip daha da siciyordum...
Sonra kiz Almanca bir seyler dedi bana; bir sey soruyordu. "Sorry, I don't speak German" dedim. Kiz bi an durup; "Perfect, you're american too then, eh?" dedi. Sonra bi saat muhabbet edip takildik biraz.
Kiza yemin konusunu acmadim ama elbette.