
Cuma sabahi otelin borsa tadindaki kahvalti saatlerinin (her gun degisiyor mubarek, bi gun 10da bitiyor ertesi gun 9.30da, bi sonraki gun 11'de) magduru olmamak icin erkenden uyanip, sıcak duşlarımızı alıp, kahvaltiya indik. Ogleden sonra yollarina dusecegimiz Benatska Noc isimli Mala Skala'da (Cek Cumhuriyeti'nin kuzey dogusunda ufak bi kasaba) gerceklesecek festivalden önce sehri gezelim dedik. Tabi bu festivalin, bütün bu maceraya atılışımın tek nedeni olduğunu da unutmamak gerekir.

Dolastik bayagi sehirde. Aslında çok değil. Zira benim Almanya'ya dönüşüm durumunda tutuklanacağım için opsiyonlarımın ne olduğunu bulmak için bir internet kafeye gidip durum araştırması yaptık. Ben Viyana'ya gidip trenle orda bir gün geçirip akşam da uçakla Almanya'ya dönmeye karar verdim. Uça biletimi aldık, tren istasyonuna gidip, o işi de hallettik. Sonrasında rahattık. Biraz lüks yaşayalım dedik (daha ne kadar lüks yaşayabilirse, bir konser için 3 ülke değiştirmeyi göze almış biri ve aynı konser için İstanbul'dan bi haftalığına Prag'da güzel bir otele gelmiş arkadaşı). Nehir kiyisinda luks bi restoranda yemek yeme zevkini de tattik ki bizimle ilgilenen Slovak guzeli sayesinde ayrıca tatli yemek zorunda da kalmadik. Fotografimizi da bu kisi cekti. Dogal olarak bu kizin, sadece bir kac saat sonra canli izleyecegimiz Anneke'yle kiyaslandiginda, uzerimizdeki etkisi limit nereye giderse gitsin sifira yaklasiyordu. bunu da gözden geçiren ekibimiz, daha fazla gec kalmamak icin otobus garina dogru yola cikti. (Ben ve Cihan yani)
Otobusumuz hareket ettiginde, saat 17yi gecmisti bile. 2 saate yakin suren bir yolculugun ardindan Mala Skala'daydik. Bu arada yol boyunca uyuklayan Cihan, surekli her uyanisinda az once ruyasinda yanlis durakta inip festivali kacirdigimizi gordugunu söylüyordu. Tabi ki ustun yol bulma hislerimle bu olasiligi da yasanmamis bir paralel evrene gomdum.
Mala skala'nın 100 kadar evden oluşan bir köy olduğunu farketmemiz de bu anlardan birine rastlıyor. Böyle bi ortamdaki festival alanını bulamamak da ancak iki malın yapabileceği bir şey olurdu. Biz bulduk tabi ki. Bir an için şüphe etmiş olanlar hemen kapatsın browserlarını lütfen.
Kolumuza One Day Visitor yazan bileklikleri de taktırdıktan sonra içerdeydik. 4 ayrı sahne bulunan oldukça ve oldukça geniş bi alanın içindeydik, bir çok yeme içme fasilitesi de cabası. Oldukça kalabalık olduğunu da söylemek gerekir ortamın. Saat 19.30 gibi girdiğimiz festivalde saa 23.30da the gathering çıkana kadar 4 saat boyunca hiç bir sahnede hiç bir grubu izlememiş olmamız da söylemeden geçilmemesi gereken bir detay. Arada br kaç gruba baktık tabi ama 5 dakika sonra ayrıldık ortamdan.

Bu sayede tabi the gathering: Meet'n'greet olayına karışabildik. Grupla tanışıp, konuşup, foto çektirip mesud olduk. 15 dakika süren sıra bekleme olayımız tanışma öncesi saatler gibi geldi açıkçası. Ayrıca, ne yalan ssöliyeyim, yaklaştıkça midem kötü oluyordu; altı üstü 10 yıldır odamda posterleri olan kadınla tanışacaktım! Normalde fotolarda gülümsemeyen -hatta bu yüzden laf yiyen- bendenizin suratındaki ifadeden durumumu anlarsınız zaten :). Gerçekten mükemmeldi. Sonrasında bir yarım saat elimin titremiş olması da durumumun yoğunluğunu açıklar herhalde.
Neyse ortamlarda takılıp bira içip, değişik stand ve mekanlardaki farklı çek tatlılarını tattıktan sonra the gathering öncesi biraz oturalım dedik, zira vakit yakndı. Hatta sıkıcı grup Edguy sahneden inerken ben ve Cihan yediğimiz tatlıları bırakıp sahne önüne koşmak durumunda bile kaldık.
Konserle ilgili anlatacak bir şey gelmiyor aklıma, zira anlatılabilecek bir tecrübe değildi. Gerçekten muhteşemdi. Muhteşem...



Bir de bu konserin gecesi, hatta sabahı var..O da apayrı bi hikaye :)
PS:Ne kadar basit, Türkçe özürlü bir dille yazdığımın farkındayım bu blog girdisini de beyin cpu'm bambaşka şeylerle meşgul şu anda.
PS2:bir kısmını şirkette yazdığım için karakterler saçma sapan, araya edit yapınca evde laptoptan daha da saçma sapan.. Kusra bakmayınız.
NP: the gathering - shortest day