Ortaokul'dayken* Tarih dersine Numan Nevzat Çınar isimli, ismi kadar karizma, bir hocamız girerdi. Tarih dersinden geriye aklımda pek bir şey kalmamış olsa da büyük savaşları nasıl işlediğimizi hatırlıyorum. Cepheler halinde.
Ben de son günlerde bir türlü yazamamış bir blogcan olarak hayatımın şu geçen kısmını cepheler halinde yazacağım. Hayır, tabiki hayatımı acı dolu, insanların öldüğü, bir şeye bir savaşa benzetmiyorum. Kazandığım bir savaşa benzetiyorum. Kazanan olarak da tarihi istediğim gibi değiştirip ölenleri kafama göre adlandırabilirim. Mesela ördek diyelim.
İş Cephesi
İş olayında innovative bir field engineer olarak (şuraya kadar geldikten sonra cümleye Türkçe kursuna gitmeye başladım diyedevam edesim geldi. neyse bu serzeniş tabi ki cümlelerimin geir kalanını aklıma ilk geldikleri şekilde yazmamı engellemeyecek.) serbestbir alanda kafama göre top koşturuyorum. Şu anda kişisel cihazlar (cep telefonu, handheld pc, etc) için xxxxx geliştirmekle uğraşıyorum. Çeşiti değişik approachlarımız var. Kalman Filtresi ve Yapay Sinir Ağları, buna k olarak isikinin melez olarak kullanıldığı olaylar mesela. Tabi xxxxx sistminde sadece acceleraometer datası kullanıyorum şu anda; bu da büyük sorun; xxxxxxxxxxxx.... Posh bi hatunla akşam yemeğinden zorlu bir durum. Bu duruma da iş cephesinden sonra değineceğim, stay tuned.
Ben gittikten sonra çalıştığım pozisyona tam zamanlı employment alacaklar. Kaya'yı önerdim, bir kaç güne patronum kendisiyle bir görüşme yapacak. Başarılar koç. (size değil)
Benim içinde başka bir departmanda uygun olabilecek bir pozisyon var. systems simulation/modelling diye geçiyor. Dream job değil o yüzden gelecek hafta o kısmın şefiyle konuşurken gene yüksek maaş isteme taktiğimi sürdüreceğim. Burayı okuyorsanız eğer şefim, inanmayın sadece hava olsun diye yazıyorum, yoksa isteyeceğim maaş hak ettiğimin çok altında ama sizinle çalışmanın para ile ölçülemeyeceğini biliyorum, o yüzden dert etmiyorum para konusunu, sizi mutlu etmek yetecek[öyle değil])
Altran'da yeni bir posizyon gördüm oraya başvuracağım üşenmeyi bırakırsam.
Hatunsal Cephe
Jenya'yla süper eğleniyoruz valla. Hocamız -ki kendisi süper kafa bir hatun- bizi çok yakıştırıyormuş. Bunu Almanca anlatmaya çalıştı ama tabiki 3 kerede anlamayınca Fransızca söyleyip anlamamı sağladı.(yazar burada ne demek istemiş; açıklayınız. 5 puan) Sınıfın en karizma adamının sınıfın en güzel kızını götürmesi anormal değil tabi.
Perşembe tatildi Almanya'da, evimde takıldık bütün gün. Bir şişe Sambuca, bir küçük Rakı bitirdik. Pazar da sabahtan akşama bizdeydi. Gene bir şişe Sambuca, yüklü miktarda bira tükettik. Finali de pizza ısmarlayarak yaptık. Mis!
Pazartesi akşamı süper bir meksika lokantasına gittik. Öncesinde tekila shotlarıyla ısıttığımız akşamı süper meksikaniş yemekler yiyip, bizim evde sonlandırdık.
Bugün de kurstan sonra beraberdik. Almancamın gelişmesine epey katkısı olsa da 20€20cent olan hesabı 22 anlayıp toplam 25 ödeme olayına girmeme engel olamadı. oops :P
Planlar(anafartalar gibin)
17 Kasım'da hatunun doğumgünü var. Sabahtan onun AuPair olduğu ve gidicem. "Ailesiyle" tanıştırmak istiyomuş :) Beraber yemek yiip benim eve doğru hareket edeceğiz. Gece de bir klübe gideceğiz burada. Eğlenceli olacak.
20 Kasım'da da Nantes'a gidiyorum. Anne karnındaki Kanarya Adalarını saymazsak gittiğim en batı nokta olacak. 5 Gün arkadaşımda kalacağım. Fransızcam için de iyi olacak. Jenya'dan da izin aldım. :) Dönüşten 1 ay sonra da Türkiye'ye geiyorum 2 haftalığına. Biraz krallar gibi yaşatsın bzi Valide Hanım :)
*Ortaokul dedim de aklıma geldi; artık kalmadı böyle bir kavram. 6., 7. ve 8. sınıf diyorlar veletler. Ortaokul güzel kavramdı ya. Zevkliydi. Orta1'den bir olay geldi aklıma, şimdi ne olduğunu yazmayacağım ama the Office'den Creed durumu açıklıyor; "if that's flashing, lock me up!"
NP:Depeche Mode - It's No Good