İstanbul'a gelişimin ik haftasında, yaşadığım en ağır travmalardan birini aldattım (atlatmadım!). Zira o kadar fantastik bir organizma vardı ki kapsama alanımda, içinde olduğum duygu süperpozisyonunun hangi kuvantum durumuna çöküp kalacağını ben bile bilmeye korktum; duygu durumunda bir ölçüme gitmeden (bkz.quantum observation), her duygudan biraz yaşadım.
Şu ana kadar
organizma dediğimiz hümanoid bulunduğumuz ortamda "ben yıldızlar gibi parmalamalıyım" tripleriyle zaten karadelik gücüyle ilgiyi emiyordu. Ama gecenin ilerleyen saatlerinde olanlar oldu...
ama gelin önce bir DM tadında settingi anlatayım; Ebru Hanım beni Kutsal Kaan Bilgin [muhtemelen kendi adını googleda aratıp bu yazıyı bulup farklı tepkier verecek olan bir müzisyen; Yorum bırakırsa eğer her şekilde bu yazıda (düzeltme/eksik bilgi giderme/istenmeyen kısmı kaldırma) değişiklikler yaparım]isimli bir beyin kendi adıyla takıldığı grubunun performansını izlemeye Dogztar (al sana bir google ziyaretçisi kaynağı daha; neyse mekan güzel: 5,5 verdim 10 üstünden) isimli mekana gittik. Konserin başlama saati 10pm civarı idi, ama inanılmaz yoğun ilgi yüzünden tüm ziyaretçilerin içeriye girmesini bekleyen grup yarım civarı konserine başladı.
Hemen bilgileri sayısal değerlerle pekiştireyim. Facebooktan güzide Event'imizin "confirmed" katılımcı sayısı 180. Saatler itibariyle Dogzstardaki izleyici sayısı;
3 @22.30
7 @23.00
4 @23.20
5,5 @ 23.50
9 @ 00.20
Bu bilgilerle de hem "Millet Gezmede Görsün" tandanslı facebook insanlarını görmüş oldum; hem de FB eventlerine gitmeden önce yaklaşık kaç kişi beklemeliyim ortamda tahmin etmek için bir fikrim olacak derecede tecrübe edindim.
Gelelim asıl organizmaya;
Şirin gremlin modunda
groupielik yapıp, kendince danslarıyla geceye daha ilk şarkılardan damgasını vuracağının sinyallerini veriyordu bu arkadaş. (Şimdi bana adam eğlenmesini biliyor, sen odun gibi durdun adam eğlendi diye demagoji yapmayın)
Gruba bardan bira getirme görevini üstlenip, arada sahneye yaklaşıp getirdiği biradan yudumlayan, bakımlı ve güzelce şekillendirilmiş saçları ile bir Ajdar v2.0 olabilecek bu kişi bir şarkılığına sahneye davet edildi. Grup konseri bitirdikten sonra bile sahnede kalıp kendi başına bir şeyler söylediği gerçeğini spoiler da olsa şu dakkada vermek istiyorum.

Adamı sıksan nota fışkıracak, melodi çıkacak, o derece müzik dolu.
Sahneye çıkıp ilk şarkıda önündeki mikrofonun sesi kapalı da olsa süper triplerle şarkısıya geri vokal yapan "Canlı X"'in sahnede hakettiği yerde olmadığını anlaması uzun sürmedi. Ufak bir değişiklikle basçıyı davulcunun yanına gönderip kendisi sahnede önde bir yer alarak içindeki frontmanlik ateşinin alevleriyle bizleri de ısıttı.

Duruşuna kurban!
Dakikalar geçerken ben herhalde birazdan Thom Yorke maskesini çıkarp bizleri selamlayacak zannettim ki, yok; bütün bu orjinal figürler bir Türk yağızına aitmiş.
Bu arada Kutsal Kaan Bilgin'in last.fm'deki tanıtım yazısı bütün amatör grup klişelerini barındırıyor. Hemen sizlere bir bir tercme edeyim anlatılanı;
[Not: Bu tercüme KKB ile ilgili değildir; bu tarzda info yazan her grup için okuduğumda aklımda canlanan şeyleri özetliyorum sadece]Müzige 1996 senesinde ondört yasinda elektrik gitarla baslayan Kutsal K. Bilgin, uzun zaman Ankara’da yerel rock ve metal gruplariyla konserler verdi ve stüdyo kayitlari yapti.
Sanırım aramızda ergenken 4-5-6 telli bir şeylere dokunmamış olan biri yoktur. Cümlenin geri kalanından anlıyoruz ki bol bol Metalika çalınmış, LayLayLom Music tarzı konserler verilmiş.
Klasik müzige karsi ilgisi artan Kutsal, 2000 senesinde piyano çalmaya basladi ve bundan iki sene sonra ilk piyano resitalini yine Ankara’da verdi.
Piyano kursuna yazıldı, ve yıl sonu müsameresinde bir eseri çaldı (yorumladı hatta!).
Ilerleyen zaman içinde elektronik müzik, deneysel müzik türleri ve elektronik dans müzigine ilgisi artan Kutsal, kendi ev stüdyosunu kurdu ve kayitlar yapmaya basladi. Ayni dönemde DJ’lik yapmaya baslayan Kutsal, Ankara’da Locus Solus, Club Faces ve Tenedos; Istanbul’da Peyote ve Karga gibi mekanlarda DJ performanslari sergiledi.
Akım akım akmışız, hangi trend varsa takılmışız (metal-klasik-elektronik).
Kendi ev stüdyosu --> Bilgisayara Cubase kurulmuş & 2+1 Creative Speaker alınmış
Kayıtlar Yapmak -->Netten Sample/Loop indirilmiş, bunlar üst üste, arka arkaya konmuş. Araya da midi klavyeden tıngırdanmış.
2004 Haziran’inda ilk demosu Sex Is Sad’i Stranger K adi altinda kaydetti.
Stüdyo adı geçmediğine göre, evde bilgisayardan bişiler kaydedilip, üstte anlatılan yöntemle şarkılar bir klasörde toplanmış. Klasörün adı Yeni Klasör'den Sex is Sad'e çevrilmiş.
2005 Eylül’ünde Londra’ya tasindi. Bu dönemde Jamelia, Charlotte Church gibi pop dünyasinin büyük isimleriyle çalisma firsati buldu.
"...gibi pop dünyasinin büyük isimleriyle çalisma firsati" --> Aynı mekanda bulunduk, Merhabalaşmış olabilirim. O muydu emin değilim.
PS: Neden bilmiyorum aklıma Peep Show'dan Jeremy geliyor.
PS2: Konseri beğenmedim. Orjinal, yeni, ya da umut vaad eden bir şeyler bulamadım. Çok özel bir vokal performansı da yoktu.
NP: Pagan - Oz: In Transcendence (albümsel dinleyiş)