Sıcak bir yaz akşamıydı ona ilk dokunduğumda. Hava yaklaşık 16 derece. Sıcak bu kadardı o zamanlar, o yerlerde. Bir kağıt parçası vardı bıçağın üzerindeki kanı sildiğim; kız ismi filiz erkek ismi tohum yazıyordu ufaktan. Büyükçe ise 14 Ağustos yazıyordu, 2005. Dokundum ona. Kapağını açtım ve SimKart'ımı yükledim.
O an benim için voltron birleşmişti ilk kez. Eski kameram, mcd player'ım... Hepsine bir elveda çektim. Sony Ericsson w800i benim için Güçler Birliği idi. Ne resimler çekti 4 yılda, ne şarkılar çaldı, ne mesajlar gördü.
Ama şimdi her şey çok farklı. Anlıyorsun değil mi? Çok şey değişti, ufak çizikler oluştu lensinin kenarlarında belki senin sadece. Ama o zamandan beri performansı düşmeyen bir sendin ilişkimizde. Genç bir öğrenci idim, bol bol dolaşır idim. Şimdi öyle mi, ha? İşe gidiyorum, işten geliyorum, haftasonum farklı, gecem farklı, gündüzüm çok çok fakrlı bebeğim. Senin o portakal çillerin aynı bir tek. Sorun sende değil, bende. Biliyorsun değil mi?
Ah, kız olsan çok daha kolay olurdu açıklamak. Neyse, imkansız aşklardayım zaten be güzelim. Önce bir telefon sevim; daha çıkmadı. Sonra güçleri ayırmanın zamanıdır dedim. Bir Mp3 player beğendim, okyanus var aramızda. Nokia N97'i daha bir süre çıkarmayacak sanıyorum, Zune ise ancak yeni jenerasyonu ile sene sonunda Avrupa pazarına girecekmiş.
Ne yapacağım bilmiyorum.
Ufak bir reism seçkisi ile sonlandırayım bari, saygı kuşağı olarak;


1 comments. Click to leave a Comment.:
güzel telefon muş yahu ağlıyıcaktım nasıl anlatmışsın :'(
Post a Comment